Bugun...


CEREN Yağcıköseoğlu

facebook-paylas
Sessiz kalmak da şiddettir
Tarih: 20-04-2018 14:40:00 Güncelleme: 20-04-2018 14:40:00


8 Mart 1857 tarihinde New York’ta bir dokuma fabrikası işçileri daha iyi çalışma koşulları istemiyle greve başlamış ancak polisin işçilere saldırması, fabrikaya kilitlemesi ve ardından çıkan yangın dolayısıyla 129 kadın işçi can vermiştir. 1910 yılında, Danimarka’da toplanan Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda 8 Mart’ın ‘Dünya Kadınlar Günü’ olmasına oy birliğiyle karar verilmiştir.

 

Türkiye'de ise, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlanmıştır.

 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, adından da anlaşıldığı üzere, emek veren, hayatta kalmak için mücadele eden, büyüten, besleyen, üreten kadınların değerini tek güne indirgemek, sadece bu gün değerini bilmek elbette doğru olmayacaktır. Bu sebeple bu gün aynı zamanda bir farkındalık günüdür.

 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre, ülke genelinde yaşamının herhangi bir döneminde eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz bırakılan kadınların oranı yüzde 39.3. Yaşadıkları fiziksel şiddet sonucunda yaralanan kadınların oranı yüzde 25. Yaşadıkları şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı ise yüzde 48.5.

 

Şiddet yaşayan kadınların sağlık sorunları yaşama, intihar etmeyi düşünme ya da deneme olasılıkları da en az iki kat artıyor. Ayrıca her 10 kadından biri gebeliği sırasında fiziksel şiddete maruz kalıyor. Cinsel şiddet birçok durumda fiziksel şiddet ile birlikte yaşanıyor, kadınların yüzde 42’si fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldıklarını belirtiyor.

 

Her geçen gün, kadın cinayetlerinin, şiddet ve istismarın arttığı ülkemizde, yalnızca 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde değil her gün kadına verilen değer, gösterilen tutum ve davranışlara yönelik toplum olarak  bilinçlendirmek üzere  müdahalelerin yapılması ve farkındalığımızın artması gerekmektedir.

 

Kadına zarar vermek, kadına şiddet uygulamak sadece fiziksel ya da psikolojik olarak zarar vermek anlamına gelmemeli. Yaşanan şiddete, tecavüze, tacize, uygulanan psikolojik baskıya sessiz kalmak da şiddettir. Kadına zarar vereni korumak, görmezden gelmek hatta yok saymak da şiddettir.

 

Ne yazık ki artan kadın cinayetleri, istismar ve şiddet olayları toplum olarak bizleri duyarsızlaşmaya doğru itmektedir. Bu noktada, şiddetin normal olduğunu öğrenerek büyüyen yeni nesiller, şiddeti önlenemez noktaya getirebileceğini düşündürmektedir bu sebeple yapabileceğimiz en önemli şey,  çocuklarımızı doğru bir bilinçle yetiştirmek, onların bu konuda farkındalığını ve duyarlılığını artırmaktır.

 

Belki, şiddettin bitmesine yönelik girişimler yetersiz kalabilecekken, yaşanan bu olaylar karşısında toplumsal ve bireysel gösterilen tepkiler, şiddeti uygulayan kişilere karşı caydırıcı olabilecektir.

 

İşlevli ve çözümcül yaptırımların olduğu ve gücün şahıslarla değil yasalar ile belirlendiği bir yol, en azından şiddete eğilimi olan kişilere karşı bir müdahale olabileceğini düşündürmektedir.

 

Her geçen gün kadın cinayet, şiddet ve istismarın azaldığı, kadının başta insan olarak görüldüğü, temel hak ve özgürlüğünün kabul edildiği yalnızca 8 Martta değil her gün değerinin bilindiği, umut, mutluluk ve sevinçle karşılanan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günlerini karşılamamız dileğiyle…



Bu yazı 244 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI